Fazi Ana Sayfa   Uzman Gözüyle   Duyurular   Basında Biz   Fotoğraf Galerisi   Videolar   Linkler  
Dilkonusma.com - Ana Sayfa
Uzman Gözüyle
  Nida Şanlı Colay Tez  
  Çocuklardaki sesbilgisel (fonolojik) gelişim ve sorunları  
  kekemelik  
  Serebral Paralizi'deki Dil ve Konuşma Problemleri  
  Disartri,konuşma apraksisi, afazi, sağ beyin hasarı, trawmatik beyin yaralanması  
  Afazi Terapi Süreci  
  öğretmenler ve kekemelik  
  kekemelikte ailenin yapması ve yapmaması gerekenler  
  otizmde dil konuşma terapisi  
  gülhane afazi testi-2  
  rett sendromu  
  Asperger Sendromu  
  merkezi işitsel işlemleme bozukluğu  
  dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu  
  klinefelter sendromu  
  turner sendromu  
  frajil x sendromu  
  çocukluk dönemi desentegratif bozukluk  
  özgün dil bozukluğu terapisindeki temel yaklaşımlar  
  kekemelikte ikincil davranışlar  
  ses terapisi yaklaşımları  
  vokal hijyen  
  oral narrative assesment of cohesion  
  Afazi Terapisinin Etkililiği  
  oral kavite ve orofarinkse uygulanan radyoterapi sonrası gelişebilen yutma bozuklukları  
sağ hemisfer lezyonları
  gecikmiş dil konuşma sorunlu çocuklardaki temel terapi yaklaşımları  
  kekemelik teorileri  
  motor konuşma bozuklukları için temel bilgiler  
  Yarık Damak-Dudaklı Çocuklarda Erken Dönem Beslenme  
  Afazi ve Dizartri’de Prosodik özelliklerin anlaşılması  
  down sendromlu çocuklardaki dil ve konuşma bozuklukları  
  geç konuşan çocuklarda fonksiyonel terapi modelleri  
  karbonmonoksit zehirlenmeleri  
  sağ beyin hasarında konuşma terapisi  
  yarık damak dudaklı çocuklarda konuşma terapisi  
  2008 ASHA Convention Posterimiz  
  dil konuşma bozukluğu nedir?  
  Afazi Değerlendirmesi  
  Afazi Testleri  
  Afazi Terapisi  
  Beyin ve Dil  
  Afazi  
  işitme engelli çocukların entonasyonu ayırt etmesi  
  Konuşma apraksisi  
  komadaki hastayla nasıl çalışılır?  
  otizm  
  DIR. FLOORTİME (OTİZM TEDAVİ YÖNTEMİ)  
  Duyusal Entegrasyon, Duyu Bütünlemesi, Sensory integration'a göre duyusal profiller  
  DUYUSAL İŞLEMLEME BOZUKLUĞU BELİRTİ LİSTESİ  
  Yarık Damak Dudaklı Bireylerde Oluşabilecek Konuşma Bozuklukları  
  Gecikmiş Dil ve Konuşma  
  Sesletim Sesbilgisel Bozukluklar  
  Okul Öncesi Kekemelik Hakkında Genel Bilgi  
  D I R (Developmental, Individual, Relationship)/Floortime  
  Dil Gelişimi  
  İşitme Engeline Bağlı Olarak Gelişen Dil ve Konuşma Problemleri  
Görüşler
Fotoğraflar Videolar
  Soru & Cevap
   

SAĞ HEMİSFER LEZYONLARI
20. yy’ ın ortalarına gelinceye kadar araştırmacılar sağ hemisferin lezyonlarını ve organizasyonunu araştırmaya başlamamışlardır.
   Hemisferik özelleşme konusundaki erken teoriler sol hemisferin dil ve nedensellik ile ilgiliyken, sağ hemisferin müzik ve görsel proseslere özelleştiğini ileri sürmekteydi. Araştırmacılar sol hemisferin rasyonel ve analitik, sağ hemisferin ise sezgisel ve holistik yetilerle ilgili olduğunu söylemeye başlamışlardır. Sol hemisfer sıralama prosesi, zaman sıralaması; sağ hemisfer düzlemsel olmayan dizinleri, holistik ve paralel işlemleme gibi işlevlere özelleşmiştir. Çünkü işitsel bilgi sıklıkla zaman sıralaması (kelime içinde heceler, cümle içinde kelimeler) ile ilgilidir ve  sol hemisfer işitsel olaylarda daha fazla sorumluluk sahibidir.  Görsel bilgi sıklıkla çok boyutlu dizinler (resimler, manzara, yüzler) ile ilgilidir ve sağ hemisfer görsel olaylarda daha fazla sorumluluk sahibidir.  
 Sağ hemisfer lezyonları, sağ hemisferin beyin zedelenmelerinden kaynaklı incinmeleridir. Sonuçları ise; serebrovasküler olaylar, tümör, kafa travması veya çeşitli nörojenik hastalıklardan kaynaklanıyor olabilir; algı, dikkat, duygu ve iletişim yetersizlikleridir. Derecesi ise hasarlanan yerin üstlendiği fonksiyon, doğası ve hasarın boyutu ile ilgilidir. Hastaların %50’sinde iletişim problemleri vardır. Eğitim seviyesinin düşük olması ve kortikal lezyonlar    ( subkortikal lezyonlara göre ) iletişim bozukluğunu olasılığını arttırır.
      Etioloji:
• Sol ve sağ hemisfer lezyonlarına genellikle aynı nöropatalojik faktörler etki eder.
1. Serebrovasküler olaylar
2. Tümör
3. Kafa travması
4. Çeşitli nörojenik hastalıklar
 
     Sağ hemisfer hasarı sonucu oluşan konuşma (iletişim) bozukluğu çok iyi anlaşılamaz, buna karşın Joanette ve ark. (1983) kortikal lezyonları olan bu hastaların ailelerinde sol el baskınlığı öyküsü ve düşük eğitim düzeyinin bulunduğunu ve bu tür hastaların sağ hemisfer hasarı sonucunda iletişim bozukluğu oluşması için önemli adaylar olduğunu vurgulamışlardır.
          Dil kortikal olduğu kadar subkortikal prosesleri de gerektirir, kortikal lezyonlar subkortikal lezyonlardan daha önemlidir. Sol ellilerin sağ hemisfer lezyonlarında sağ ellilerden daha fazla iletişim bozukluğu geliştirmeleri (ailesinde öykü olmadan) şaşırtıcı değildir.


SAĞ BEYİN HASARLARI SONUCU OLUŞAN DAVRANIŞ VE KOGNİTİF SEMPTOMLAR
   Tompkins(1995) sağ hemisfer hasarlı yetişkinler populasyonunun semptomlarının heterojen olduğunu belirtmiştir ve şöyle demiştir:
    “RHD’ li yetişkinler için akılda tutulması gereken en önemli nokta bunların bir kategorisinin olmamasıdır, bunlar heterojendir. Tüm bireyler iletişim bozukluğuna sahip olmazlar. Tüm semptomları göstermezler ve her hasta farklı davranış örüntüleri sergiler. “
Ancak sağ hemisfer hasarı çoğunlukla
• Ciddi ve tutarlı ihmal
1. sol ve sağ tarafı birlikte uyarıldığı halde sol taraftaki uyarıyı algılamada başarısızlık
2. sol taraftaki uyarılara bakabilmesi için özgün bir eğitime ihtiyaç duyar. Sadece sağ taraftaki cebini veya çekmeceleri kullanıyor olabilir
3. sol taraftaki dokunsal uyarıları almakta ve duyusal yetersizliğin olmadığı durumlarda algısal uyarılmada başarısızlık
4. geometrik şekillerin sadece sağ tarafını kopya etme
5. basılı bir yazının sadece sağ tarafını okuma ve okuduğunun anlamsız olduğundan yakınma
6. sol tarafındaki eşyalara, insanlara vs. çarpma
7. vücudun sol taraftaki felçli kısmını yok sayma ve onların başkasına ait olduğunu iddia etme
8. sol taraftaki lokalize uyarılarda başarısızlık
9. yüzleri tanımada zorluk yaşama (prosopagnosia). Sesler tanımaya yardımcı olabilir. Tanıdığı insanların isimleri ve resimlerini eşlemede güçlük. (posterior sağ hemisfer hasarı ile daha çok ilişkilidir)
10. sürekli ilgilendiği uyaranları tanımakta başarısızlık
11. başlangıcından birkaç hafta veya ay sonra sol taraf ihmalinde iyileşme görülür
• Disoryantasyon
1. disoryantasyon çoğunlukla başlangıç zamanında yaygın olarak görülür
2. zamansal ve uzaysal disoryantasyon
3. aile yüzlerinde disoryantasyon
• İnşa etmede hasarlanma
1. bloklarla oluşturulan desenleri yapmakta hasar
2. iki boyutlu çubuk figürlerini yeniden üretmekte hasar
3. geometrik desenleri çizmekte ve kopya etmekte hasar
4. figürleri kopya ederken veya desenleri inşa ederken bunların öğelerini atlama
• Etkilenen diğer yetersizlikler
1. limbik sistemi de içine alıyor ise duygularını yaşamada güçlük
2. sıklıkla duygularını ifade etmede güçlük
3. diğer insanların duygusal tepkilerini anlamada güçlük
4. tonlama, prozodi, yüz ifadeleri ve bağlamı anlamada güçlük
• Hastalığı yalanlama
1. problemi kabul etmeye ilgisizlik
2. problemin sonuçlarını küçülterek kabul etme
3. fiziksel problemlerin varlığını yalanlama
• Sonuç çıkarmada hasar
1. mantıksal öncüllerden ve durumlardan sonuç çıkarmaya ilgide güçlük
• Neden bulma, planlama, organizasyonda ve problem çözme becerilerinde hasar.
1. tatil veya alış- veriş aktiviteleri planlamada güçlük
2. parti gibi aktiviteleri organize etmede güçlük
3. yemeği planlamada güçlük
• Mantıksal neden bulmada problem
1. mantıksız durumları tanımlamada güçlük
2. mantıksız durumların tuhaf nedenlerini gerekçelendirme
3. mantıksal neden bulmada problem
• Diğer davranışsal yetersizlikler
1. bazı hastalarda depresyon.
2. inhibe (engellenme) edilmemiş ve tepkisel davranış
3. dikkat dağınıklığı ve gecikmiş cevaplar


SAĞ HEMİSFER HASARINA BAĞLI İLETİŞİM BOZUKLUKLARI
 Algısal, duygusal ve dikkat bozukluklarına ek olarak sağ hemisfer hasarlı birçok yetişkinde, onların iletişimsel duyguları ifade becerisiyle ilgili; mizahı, dokunaklı olayları, sözlü olmayan materyali anlamada ve karşılıklı  konuşmada uygun söz almada sorunlar görülür.


1. Konuşma Prosodisinin Bozulması:
     Birçok sağ hemisfer hasarlı yetişkinde vokal pitch ve sesin şiddeti normal varyasyondan düşüktür. Bu da konuşmayı monoton ve duygudan mahrum bırakır. Konuşmalarının duygusal tonlamadan uzak olduklarını bilirler ve bunları sözel olarak ifade ederler.Monoton ve duygusuz konuşmaya ek olarak birçok hasta, sözel olmayan  hareketlerde azalma gösterir (baş hareketleri, jest vb.). Bunlar konuşmaya eşlik eden tipik özelliklerdir.
Myers (1994) ve Tompkins (1995) sağ hemisfer hasarlı yetişkinlerde konuşma prosodisinin azalması ihtimalinin yüksek olduğunu, bunun duygudurum bozukluğundan  ziyade  kas güçsüzlüğü (dizartri) nedeniyle olabileceğini söylemişlerdir.


2. Anormal İçerik ve Bağlantılı Konuşmanın Organizasyonunda Bozukluk:
Bu tür anormallikler sağ beyin hasarlı yetişkinlerin  anlatımlarına yerleşmiştir ve hastalar başkalarına resim,  resim sıralama yada hikaye anlatırken gözlenir. Konuyla bağlantısız bilgiyi anlamlıdan ayırt etmede zorluk yaşarlar ve gereksiz ayrıntılara takılırlar, kendi deneyimlerini konunun içine katarlar.
       Daha fazla kelime kullanırlar ancak daha az bilgi içeren üretim yaparlar. Bu üretim sol beyin hasarlı bireylerinkinden ve beyin hasarı olmayan yetişkinlerinkinden daha fazladır.
       Sağ hemisfer hasarlı bir yetişkinin Cookie  Theft resmini anlatışı şu şekildedir:
     “ Burada manzaralı bir ev var. Güzel bir bahar gününe benziyor, pencere açık, buranın Minnesota olmadığını düşünüyorum ve sinekler havada uçuşuyor. Dışarıda ağaç ve bir başka pencere görüyorum. Komşular pencerelerini kapatmış gibi görünüyor. Pencerenin yanında pahalı olmayan bir ayakkabı giymiş bir kadın görüyorum, elinde tabağa benzer bir şeyler görüyorum. Kadın pencereden dışarı bakıyor ve su taşıyor. (Klinisyen sol tarafı göstererek “burada bir şeyler var mı “diyor.) Evet iki kişi, çocuklar görüyorum, bir erkek ve bir kız. Erkek çocuk kurabiye kabından bir kurabiye alıyor ve kız gülüyor, hırsızlık var. Belki erkek çocuk çalıyor belki de kız, hırsız düşecek. Kurabiye dolabının yanında bir pencere var ama hiçbir şey görünmüyor. “


Yorum: Bu hasta üç çıkarımda bulunmuştur. Bir tanesi doğru ve konuyla ilgilidir (ev manzarası var), diğer ikisi ise kısmen doğru ama konu dışıdır (bir bahar gününe benziyor, burası Minnesota değil). Hasta başlangıçta resmin sağ tarafına dikkat etmiş, klinisyen sol tarafı gösterdikten sonra orayı anlatmaya başlamıştır. Resimdeki elemanlar arasındaki bağlantı oldukça gelişmiştir.


3. Anlatı ve Söyleşilerin Hasarlı Anlaşılması:
 Afazik yetişkinler tek cümle anlamadan ziyade söylevi anlamada daha iyidir. Olaylar arasındaki ilişkilerde hassaslığın kaybolması, olaylar ya da durumlar hakkında yargıda bulunmada başarısızlık, olaylar ya da durumlar hakkındaki analizlerin tamamlanmamış birincil çıkarımlara dayanması gibi iletişim bozuklukları görülmektedir. Bazı sağ hemisfer lezyonlu hastalarda anlamın ifade edilmesinde kısmi zorluklar yaşanmaktadır, ne duydukları ya da okuduklarına ilişkin literal yorumlar görülür. İdiopatik çıktılar, konuşmanın figürleri, durumlar ve hikaye ya da konuşma içinde geçen karakterler hakkında yargılama yapmada başarısız olurlar. Çift anlamlı mesajlardan sadece biriyle ilgilidirler. Atasözlerini yorumlamada, benzetme yapmada ve anlamada güçlük çekerler. Bilgileri entegre etmede problem yaşarlar. (cümleler ayrı kartlarda verildiğinde hikayeyi anlamada güçlük gibi)
      Bazıları test içindeki elemanlar arasındaki yakınlığı göremez ya da yorumlayamaz; fakat benzer elemanlar konteksten dayanak alan günlük yaşam durumlarında meydana geldiğinde uygun yorumları yaparlar. Sol hemisfer hasarlı yetişkinler gibi sağ hemisfer hasarlı yetişkinlerde de test ya da tedavi aktiviteleri gibi sınırlı kontekslerden ziyade durumsal kontekslerde sağlanan doğal durumlarda daha iyi performans gösterirler.
Brownell ve arkadaşları (1986) sağ beyin hasarlı hastaların söylemden sonuç çıkartabildiklerini ileri sürmüşlerdir; ancak bu sonuç prematüredir (olgunlaşmamış) ve doğru değildir. Dolaylı bilgi ile ilgili sorulardaki performansları sol hemisfer lezyonlu afazik hastalardan yada TBI’lı yetişkinlerden daha iyi bulunmuştur.



4. Pragmatik Bozukluklar
  Pragmatik Bozukluklar konuşmanın karşılıklı iletişim ve sosyal yönündeki bozukluklardır. Karşılıklı konuşmada sıra alma, konunun anlamını sürdürme, sosyal konuşmalar ve göz kontağı gibi. Pragmatik bozukluklar sağ hemisfer lezyonlarının başlıca sonucudur. Birçok sağ hemisfer hasarlı yetişkin konuşma durumunda göz kontağını sürdürmekten yoksundur, çok fazla konuşurlar ve dinleyiciye bakmazlar, gereksiz yere duraksamalar, konuyla ilgili olmayan yorumlar yaparlar. Birçok sağ hemisfer hasarlı yetişkin karşılıklı konuşmayı idare etme kuralları konusunda hassas değildir.
Kennedy ve ark. (1994) 12 sağ hemisfer hasarlı hastanın konuşma davranışlarını beyin hasarı olmayan yetişkinlerle karşılaştırmışlardır. Konuşma davranışlarını iki kategoriye ayırmışlardır. Birinci kategori tema ile ilişkili beceriler (içerik, sürdürme, özenilmiş  tema) , diğeri ise karşılıklı konuşmada sıra alma becerileri (ricada bulunma, iletişim duygusu, başkalarının yardımını anlayabilme, sözü konuşmanın gidişatına uygun olarak yönlendirme).
Konuyla ilgili becerilerde iki grup arasında önemli bir fark görülmemiştir ama karşılıklı konuşmada sıra alma becerisi farklılık göstermiştir.
Kennedy ve ark. araştırması ile şu sonuca varılabilir. Sağ hemisfer hasarlı hastaların tümünde pragmatik sorun görülmez ve bu bozuklukluğu gösterenlerin tümünde de bozukluk aynı şekilde ortaya çıkmaz. Sonuç olarak sağ hemisfer hasarlı hastaların tedavisinde bireysel performansın ayrıntılı analizi dikkate alınmalıdır.


DEĞERLENDİRME


Piyasada  bu konuda uygulanabilecek pek çok test bulunmaktadır. “Sağ Beyin Hasarı Mini Envanteri” standardize bir testtir. “Sağ Hemisfer Dil Bataryası” 1980 lerde araştırılan literatüre dayalı belirli alt testlerin toplamından oluşur. “Sağ Hemisfer Fonksiyon Bozukluğunun Klinik Değerlendirilmesi” (RICE) en pahalı değerlendirme aracı olmakla beraber, standardize bir test değildir. Klinisyenler bu testleri Informal testler ile birlikte aşağıda açıklandığı şekilde kullanabilirler.


 


HASTA İLE İLK KARŞILAŞMA


Hasta ile klinisyen arasındaki güvenin oluşturulması özellikle önemlidir. Çünkü SHL’lu hastalar kendilerindeki problemin bir kısmını ya da tümünü reddedebileceklerinden dolayı bu onların terapiye katılımlarını da etkileyecektir. Hasta ile yapılan ilk görüşme, hasta ve aileye yaşanılan bozuklukların azaltılabileceğini söylemek için uygundur.
• Teybe alınan konuşma iletişim bozukluğunun değerlendirilmesinin yapılması için iyi bir yöntemdir. Yapılan konuşma hastanın oryantasyonunu, algısını, yakın olaylara dair kısa dönem hafızasının değerlendirilmesi amaçlı açık-uçlu sorular içermelidir. Genel olarak görüşme 2-3 dk. sürmeli, konuya uygun bir değerlendirme yapılmalıdır.
1. “şu anda nerdesin?” ve “senin evin nerede” gibi sorular sorarak uzaysal oryantasyona bakın.
2. Saat, gün, ay ve yılla ilgili sorular sorun.
3. Yüz tanıma ile bağlantılı değerlendirme verileri kullanın ve insan yüzü oryantasyonunu değerlendirin
4. Diğer sorular, günlük aktiviteler, gelecek planları ve hastanın yaşadığı belli problemler hakkında olabilir.


• Daha sonra hastadan bir resim anlatması istenir. Amaç, hastanın sonuç çıkarma becerilerinin, görsel dikkat ve anlatım şeklinin değerlendirilmesidir. Resim birkaç olayı içeren karmaşık bir resim olmalıdır. SST testindeki kaza resmi bu duruma uygun bir resimdir.
• Son olarak klinisyen hastadan yüksek sesle birkaç cümle okumasını ister. Amaç, hastanın sol tarafı ihmal (neglect) edip etmeyeceğinin test edilmesidir. Cümleler, hastanın görüş alanının tam ortasına konulmalıdır. Resim gibi, yazılı materyel de, kendindeki problemin farkında olmayan hastalara, var olan problemin gösterilmesi amaçlı kullanılabilir.


 İlk görüşme; karşılıklı konuşma, resim anlatma ve okuma açısından bize önemli bilgiler sağlar ancak sözel olmayan ve dil-üstü beceriler için daha geniş bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.


 


SÖZEL OLMAYAN BECERİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ


 İhmalin Test Edilmesi


Sol taraf inkar ve dikkat yetersizliklerini bir grup standart veya standart olmayan testle değerlendir, hastayı görüşmeler ve değerlendirmeler sırasında gözleyin ve ailesiyle görüşmeler yapın. İlk görüşmede bunlara da dikkat edilip gerekli bilgiler toplanmalı.
1. Hastanın neglecti gösterecek delil var mı gözleyin. Hasta belki saçının sol tarafını taramayı unutabilir.
2. Hastaya vücudunun sol tarafındaki problemi tanımlamasını söyleyin. Hasta sol tarafındaki felci inkar ediyor olabilir.
3. Aileye neglecti kanıtlayabilecek sorular sorun. (sol tarafındaki eşyalara ve insanlara çarpma  gibi)
4. Hastane personeli ile neglecte ilişkin görüşme yapın.
5. İki kolunu da dokunarak uyarın ve hastanın duyarlılığını rapor edin. ( Hasta belki sol tarafında duyu kaybı olmamasına rağmen sadece sağ tarafını mı hissettiğini söyleyebilir.)


Standardize edilmiş testler daha değerli olsa da “ihmal”in varlığını belirlemek çok zor değildir. Aşağıda yapılması gereken işlemler anlatılmıştır. Ve bu işlemler fazla zaman almazlar.


* Çizgi ortasını işaretleme: Hastanın görüş alanının tam ortasına gelecek şekilde 6-10 inch (10-15cm.) uzunluğunda bir çizgi çiziniz. Hastadan, çizginin tam ortasını işaretlemesini isteyiniz. En az 3 kez yapılan denemeler sonucunda merkezden sapmanın ortalaması hesaplanmalıdır.
*  Hedef sembolü işaretleme: Hastanın önüne karmaşık sembollerin bulunduğu bir sayfa konur.        Bu semboller dağınık bir şekilde tüm sayfaya yayılmıştır. Hastadan hedef olarak belirlenen bir sembolü tüm sayfada işaretlemesi istenir.
* Serbest çizim: Hastadan çiçek, insan veya saat gibi resimler çizmesi istenir. Hastanın çizimindeki sağ-sol arasındaki simetri ve gene çizimin sağ tarafı ile sol tarafı arasındaki detay farkı önemlidir.
* Kopya ederek çizim: Hastadan basit geometrik şekilleri bakarak çizmesi istenir. Çizimin sağı ile solu arasındaki detay farkı önemlidir.
* Anosognosia: Hastadan sol kol ve bacağını göstermesi istenir. Hasta başarısız olursa bu anasognosianın varlığına işaret eder.
*  Okuma: Hastadan görüş alanının tam ortasına konan kelime, cümle ve paragrafları  yüksek sesle okuması istenir. Uzun cümle, kelime ve paragraflar “ihmal”in olup olmadığının tespiti için daha işlevlidir.
* Yazma: Hastadan duyduğu bir cümleyi bakmadan ve önünde duran bir cümleyi de bakarak yazması istenir. Soldaki bir harfin ya da kelimenin yazılmamış olması (Ör: Eşim yatağın yanındaki sandalyede oturuyor.) “ihmal” varlığına işaret eder.


Dikkatin Değerlendirilmesi


• Farkındalığın test edilmesi: Hastanın işitsel  ve görsel olarak tepki vermesini gerektirir. Puanlama, hastanın cevaplarının net ve zamanında olmasına bağlı olarak yapılır. 
• Algıda seçicilik: Yayınlanmış pek çok test (ör:Stroop) yardımıyla ölçülebileceği gibi, klinisyen kendi testini de hazırlayabilir.
• Dikkat, hastanın aynı anda iki işi birden yapıp yapamadığına da bakılarak değerlendirilebilir.


Dil Dışındaki Bozuklukların Değerlendirilmesi


• Göze çarpan farklı özellikleri ve aralarındaki ilişkiyi belirleme.


 - Uyaranlar: Bazı resimler, genelinde birkaç olay ve olaylar arasındaki ilişkilere bağlı kalarak belli yorumların yapılması ve sonuçlara varılmasını gerektirir. Basit, ilintili olayların yer almadığı resimlerde ise hastanın bu tip sonuçlara varması beklenemez. SHL’lu hastalar, görsel-mekansal problemlerine bağlı olarak karmaşık resimlerde zorluk çekebilirler. Ancak diğer taraftan, karmaşık resimler hastaya pek çok görsel ipucu da sağlar. Oysa ki basit resimler bu denli görsel çeşitlilik içermez. O nedenle hastaya verilen resim, sadece görsel olarak karmaşık olmamalı. Önemli olan olaylar arasında bağlantıların kurulabileceği, belli çıkarımların yapılabileceği resimler olmasıdır.    


 - Method: Hastanın görüş alanının tam ortasına gelecek şekilde resmi koyunuz. Hastaya resimde neler olduğunu sorunuz. Eğer hastada görsel ihmal varsa ara ara sol tarafı göstererek ipucu veriniz.
 - Puanlama: Olaylar arasındaki ilişkinin kurulabilmesine, buna yönelik yapılan çıkarım ve yorumlamalara göre yapılır. Bir yöntem, resimdeki kişi, nesnelere yönelik, işlevi ve anlamı olan ad öbeklerinin belirlenmesi şeklindedir.Ör: “trafik kazası” adlı resimde “araba” ve “polis” ad öbekleri, “trafik polisi” ve “kaza” ise çıkarımdır. Çıkarımların ad öbeklerine oranı hesaplanır. Hastanın yaptığı yorumlar ve anlattıkları klinisyene pek çok bilgi sağlar. Öncelikle, hastanın ilgili ve ilgisiz olayları birbirinden ayırıp ayıramadığı değerlendirilir. Sonrasında, hastanın ad öbeklerine dair sonuca varıp varamadığı değerlendirilir.


• Konuşmanın üretimi


 - Uyaranlar: Hastanın (1) olayları sıralaması, (2) günlük hayatta yaptıklarını anlatması, (3) resimdeki olaylara ve/veya anlatılan, okunan hikayeye dair  yorumlar yapması istenebilir.
 - Method: Resmi hastanın görüş alanının tam ortasına koyunuz. Gerekirse hastanın “ihmal” riskini ortadan kaldırabilmek için hikayedeki olayları dikey yönde izleyerek takip etmesine yardımcı olunuz. Hastanın resmin sol tarafını gördüğünden emin olunuz.
 - Puanlama: Beklenen, hastanın mikrodilbilim seviyesine karşın makrodilbilim açısından sorun yaşamasıdır. Mikrodilbilim  işlevleri, dile özel, bağlamdan bağımsız olarak tek tek kelime ve cümlelerin fonolojik ve sentaktik görünüşünü içermektedir. Makrodilbilim işlevleri ise bağlama bağlı, konuşmanın  kavramsal, semantik, pragmatiğine yönelik dilbilimsel ve dilbilimsel-olmayan bilgilerin birleştirilmesine yönelik bilişsel süreçleri içerir. Bağlama dair bilgilerin analizi, ilintili ve ilintili olmayan bilgilerin karşılaştırılması ile yapılır.


• Konuşulanların algılanması:


- Uyaranlar: Hastadan bir anlatıya dair sorulan soruları cevaplaması istenir. Sorular, anlatılanlarda  ana noktaları ve detayları geri çağırma becerisini ölçer.


1. Kısa bir hikaye anlatın ve hastaya hikayenin ana fikrini veya vermek istediği mesajı sorun.
2. Birkaç tane atasözü söyleyerek bunların ne anlama geldiklerini sorun. (“Damlaya damlaya göl olur” ne demektir gibi.)
3. Birkaç benzetme söyleyerek bunların ne anlama geldiklerini sorun. ( tavşan kanı çay, nar gibi kızarmış piliç  )
4. Bir fıkra anlatıp tamamlamasını isteyin.
5. Saçma, komik (absürd) hikayeler anlatın ve nelerin, neden yanlış olduğunu sorun. (kedinin köpek kovalaması gibi)


• Alternatif anlamları genelleyebilme:


 - Kelimelerin anlamları: Hastalara birden çok anlam ifade eden kelimelerin farklı anlamları sorulur. Ör. “Kartal” hem kuş, hem de arabanın sembolüdür.
 - Cümleler: Başlıklar genellikle iki anlam birden içerdiği için uygundur. İlk anlam hikayeye dair anlam, ikincisi ise tek başına verdiği anlamdır. Öneğin “ŞİŞ” başlıklı bir hikaye okunur. ( “ Ali okulda arkadaşıyla kavga edince gözü kocaman şişmişti...”) daha sonra “Şişin başka anlamları var mı?” diye sorulur.
 - Değişmeceli dil: Hastadan içinde deyimlerin ya da dolaylı anlatımların yer aldığı hikayeyi anlatması istenir. “Ör: Üç kağıtçı bir adamdı. Mehmet’te bütün parasını ona vermişti. Sizce bu hikayenin sonunda ne olacak” Hastaya deyimlerin ne anlama geldiklerinin sorulması önerilmez, çünkü bu oldukça zordur.
 - Revizyonlar: Hikayenin sonunda verilen bilgi hikaye boyunca edinilen bilgiye ters düşer. Son cümle alay, espri ya da beyaz bir yalandır.


• Prozodi:


 - Duyguya dayalı prozodik algı: Hastaya birbirleri ile alakası olmayan farklı duygularla söylenmiş önceden kayıt edilmiş olan cümleler dinletilir. Hastadan söylenen duyguya uygun cümleyi seçmesi istenir.
 - Dilbilimsel açıdan prozodik algı: Hastadan klinisyenin okuduğu bileşik kelime ya da ad öbeğini anlatan doğru resmi göstermesi istenir. Ör: “dönme dolap” - “dönmedolap”.
 - Duyguya dayalı prozodinin üretimi: Klinisyenin belirlediği duygusal durumu gösteren işaretlere bağlı kalarak hastanın cümleleri söylemesi istenir.
 - Dilbilimsel açıdan prozodinin üretimi: Hastadan bildirme ya da soru gibi semantik anlamı iletmesi istenir.
Karşılıklı konuşma esnasında prozodik sorun yaşayan hastalarda bu tür bozuklukların test edilme sürecinin fazla uzun tutulmaması önerilir.


TEDAVİ
  Bilişsel problemler ve iletişim sorunu yaşayan kişilerin tedavilerindeki amaçlardan biri “ hastanın işlevselliğini arttırmaktır”. Buna ilaveten “hastanın yaşamını kolaylaştırmak” ve “hastanın geçirdiği problemden sonra yapamadıklarının yerine onları kompanse edici beceriler geliştirmektir”. “Kompanse edici beceriler” geliştirirken amaç, yaşanılan problemden sonra hasar almamış becerileri kullanarak, hasar alan, kişinin artık yapmakta zorlandığı becerileri  tekrar kazanmasını sağlamaktır. “Hastanın yaşamını kolaylaştırma”daki amaç, yaşanılan problemden sonra yitirilen becerilerin tekrar kazanılmasını kolaylaştırmaktır. Her ikisi de kişinin yapabildikleri ve yapamadıkları ile ilgilenir. Her iki yaklaşım da değerlidir. Tedavi süresince iki yaklaşım birden içiçe kullanılabilir.


Kompanse Edici Beceriler Geliştirme Örnekleri:


1. Hikaye veya resim yorumlama:


 Amaçlar: a) sonuç çıkarma becerilerini geliştirme, b) konu ile ilgili içeriği arttırma ve konu ile ilgili olmayanları azaltma. Amaç, sonuç çıkarma becerisini arttırmak amaçlı, kompanse edici olarak bulma, seçme, ve bütünleme becerilerini geliştirmektir. Basit resimler başlangıç için daha uygun olacaktır. Basit bir resime örnek: “deniz kenarında ıslak bir köpeğin silkinerek etrafa su sıçratması” resmi olabilir. Bu resimden çıkarılacak sonuç, köpeğin denizden çıkmış olduğudur. Daha kesin bir yorum ise “köpeğin kurumaya çalışmasıdır”.
Basamaklar: Eğer hasta resimden bir sonuca varamıyorsa, ona a) resimdeki tüm birimleri işaretlemesini söyleyin; b) anahtar birimleri belirlemesini söyleyin; c) birbirleri ile ilintili olanları göstermesini isteyin; d) bunlar arasındaki ilişkiyi açıklamasını isteyin.
Sıralama hakkında ipucu verme: Klinisyen kim/ne, neden, ne zaman, nerede gibi (“wh” questions) sorular sorarak yardımcı olabilir. Eğer hasta bu sorulara da cevap veremiyorsa, o zaman klinisyen resimdeki önemli noktalara  ve bunlar arasındaki ilişkiye işaret eder.(model olur)


 2. Karsıt sorular:
Hastaya açık-uçlu sorular sorulabilineceği gibi, hastanın farkındalığını arttırmaya yönelik olayla tamamen karşıt sorular da  sorulur. Hastanın vereceği cevaplar bir skalaya işaretlenebilir. Derecelendirme; cevabın tam, bütünlük içinde, yeterli, ilintili olmasına göre yapılabilir.


 3. Alternetif anlamları genelleyebilme:
 Hasta ile yapılan karşılıklı konuşmalarla bu beceri geliştirilebilinir. Çünkü günlük konuşmalar da ironi, espri, alay içerir. Hastanın farklı türdeki konuşmaları yorumlaması istenir.
  
4. Prozodinin anlaşılması ve üretimi:
Klinik çalışmalar, direk olarak sadece prozodiye yönelik yapılan çalışmaların pek faydalı olmadığını göstermiştir. Fakat hastanın farkındalığını arttırmak ve aileye danışmanlık önemlidir. Hasta söylenenin prozodisinden ne anlama geldiğini anlayamıyorsa, cümleyi söyleyen kişi cümleyi söylerkenki duygu, düşünce ve niyetini sözel olarak ifade etmelidir. Eğer klinisyen prozodi ile çalışmaya karar verirse, ek olarak yüz mimiklerini, bağlama dair ipuçlarını kullanmalıdır. Hasta gelişme gösterdikçe bu ipuçları azaltılmalıdır.


5.Pragmatik Becerileri Geliştirme: Pragmatik beceriler pek çok şekilde geliştirilebilir. Grup terapi bunlardan biridir. Grup terapide; Göz kontağı, karşılıklı konuşmada sıra alma ve anlamı sürdürme sıklıkla seçilen hedeflerdir. Çünkü bunlar sağ hemisfer hasarlı hastalar için sıklıkla problem olur ve sağ hemisfer hasarlı hastaların konuşmalarında şaşılacak bir etki sağlarlar. Ayrıca tedavinin başlangıcında öncelikle hasta ve klinisyen arasındaki, daha sonra hastanın olmadığı  10 ya da 20 dakikalık bir konuşmalar, videoteypler seyredilir ve pragmatik davranışları uygunsuzluk ve meydana geliş yönünden değerlendirilebilinir.


 Hastanın Yaşamını Kolaylaştırma Yöntemleri:


1. Dikkat: Kişinin dikkatini bir anda geliştirmek mümkün değildir.Fakat küçük parçalara ayırıp yapıldığında kolaylaşacaktır. Farkında olma, algıda seçicilik gibi.
2. İhmal: İhmali değerlendirme esnasında kullanılanlar, ihmalin ortadan kaldırılması için de kullanılabilir. Eleme yöntemi hedef olanın bulunabilmesi için iyi bir yöntemdir.    


İhmal ve görsel dikkate yönelik diğer bir araç ise Mackisack’tir. Bu, düz, kare bir levhadır. Tam ortadan yukarıdan aşağıya ve soldan sağa ayrılarak 4 eşit parçaya bölünmüştür. Böylelikle 4 eşit kare elde edilir. Hasta önce parmağını tüm levhanın çevresinde dolaştırır. Daha sonra klinisyen bu 4 parçadan bir tanesinin içine renkli bir küp koyar ve hastanın bulmasını ister. Orta hatta yakın ya da sağ tarafa konan kübü hastanın bulması kolay iken en zoru, sol alt ve en sol uç köşeye doğru konan küptür. Farklı renkli küpler hastayı şaşırtmak amaçlı kullanılabilir. Bu çalışmanın amacı, hastanın kendi yetersizliklerinin farkına varması ve kendi kendini düzeltebilmesidir. Klinik tecrübeler, bu çalışmadaki başarının resim ve hikaye yorumlama becerilerinin gelişmesi için de faydalı olabileceğini göstermiştir. 


 


 

Her türlü soru ve düşünceleriniz için buraya tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.
 

 
 
Ana Sayfa    Hakkımızda    Hizmetlerimiz    Dil Konuşma Bozuklukları    Soru & Cevap    İletişim    Uzman Gözüyle    Duyurular    Basında Biz    Fotoğraf Galerisi    Videolar    Linkler
 
Web Tasarım: ACN Internet